tr en

Türkiye Kültür & Sanat

Türkiye Kültür & Sanat

Popüler müzik 1970'li yıllardan sonra popüler kültürle birlikte gelişmeye başlamış, birbirinden farklı insanlar / gruplar tarafından farklı biçimlerde yorumlanmıştır. Popüler müziğin gelişim aşamasının ilk adımları Türk pop müziği ve Anadolu rock'ın yaratılmasıyla atılmıştır. 1980'li yıllara gelindiğinde Türkiye arabeskin doğuşuna sahne olmuştur, buna bağlı olarak protest ve özgün müzik türleri ortaya çıkmıştır. Alternatif rock, Karadeniz rock, Türkçe rap ve Türkçe jazz gibi müzik türleriyle karşılaşmamız ise 1990'lı yılların sonlarına rastlamaktadır. Bu dönemde artık Türk Sanat Müziği klasik kalıplarından çıkıldığını ve Türkiye'de fantezi müzik türüyle tanışıldığını görürüz. Sonraki yıllarda Türkiye'ye has arabesk-pop ve fantezi-pop gibi pop müziğin diğer müzik türleriyle karıştığı bir dönem yaşandı. Ülkemizi 2003 yılında Eurovision yarışmasında temsil eden Sertab Erener Every Way That I Can isimli şarkısıyla Türkiye'nin ismini birinciliğe taşıdı.


İslamiyetten Önce Müzik


Türkler İslam dinine geçmeden önce dini törenleri yöneten şaman, kam ya da baksı ellerinde değişik sesler çıkaran demir parçalarının bulunduğu değneklerle topluluğu etkilemeye çalışıyordu. Bu gibi törenlerde davul kullanılmasının da önemli bir yeri olduğunu söylemeliyiz.


Geleneksel Türk Müziği

Geleneksel Türk müziği ortama göre çeşitlilik gösterir.

  • Şehirlerdeki, saray etrafındaki ve konaklardaki Geleneksel Türk Müziği; Kar, beste, semai ve şarkı,
  • Camilerdeki Geleneksel Türk Müziği; Ezan, dua, sela, tekbir, temcit, münacat,
  • Tekkelerdeki Geleneksel Türk Müziği; Naat, ayin, durak, ilahi, nefes ve niyaz,
  • Köylerdeki Geleneksel Türk Müziği; Türkü, bozlak, uzun hava, zeybek, oyun havası,
  • Sınır boylarındaki Geleneksel Türk Müziği serhat türküleri,
  • Kışlalardaki Geleneksel Türk Müziği Mehter Müziği olarak adlandırılır.

Klasik Türk Müziği:

Klasik Türk Müziğinin genel özelliklerine bakılacak olursa Türk asıllı olduğunu söylemek mümkündür, çünkü Osmanlılar zamanında hem musiki sanatına hem de ilmine ihtimamla yaklaşmışlardır.


Türk Halk Müziği

Genelde sözlü müzik içermekle birlikte sözsüz dans müziğini de Türk Halk Müziği örneklerinde görmek mümkündür.

Türk Halk Müziğinde uzun hava, halk türkülerinin ölçüsüz olanına verilen isimdir, ölçülü olanına kırık hava adı verilir. Karacaoğlan, Emrah, Ruhsati, Sümmani ve daha birçok tanınmış ozanın deyişleri üzerine yakılan uzun havalar yurdumuzun değişik kesimlerinde bozlak, türkman,, maya, hoyrat, divan, ağıt gibi isimlerle anılır.

Koşma, yiğitleme, güzelleme, taşlama, ninni ve daha başka isimler verilen kırık havalar ise genellikle özlem, gurbet, ayrılık, sıla hasreti, ölüm, askere gidiş, yiğitlik, evlilik, çocuk sevgisi, kız kaçırma gibi köy yaşantısına özgü toplumsal olayları ele almaktadır. Kırık havalar, sadelik, samimilik, duygululuk niteliklerini taşır, yerel özellikleri yansıtır. Türk Halk Müziği ses genişliği olarak bir oktav yani sekiz ses sınırı tamamlayan dizi ve tonaliteyi kesin olarak belirtmemiş olan ikili ve beşli aralıkları içinde ortaya çıkarılmıştır. Bu müzik türünde dizi ve tonaliteyi ortaya çıkaran sekizli ve daha geniş sınırlı ezgiler de fazladır. Türk Halk Müziği basit ve bileşik ölçülerin yanı sıra aksak ölçüler de içermektedir, ezgilerden ve formlardan meydana gelmektedir.


Klasik Batı Müziği

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında devrim hareketleri kapsamında sanat konularına da yönelme olmuştur ve özellikle Klasik Batı Müziğine üzerinde daha çok durulmuştur.


Popüler Müzik

  • Türk Pop Müzik
  • Türk Rock Müzik ve bu müziğin diğer türleri (Alternatif Rock, Anadolu Rock, Karadeniz Rock, Metal vb.)
  • Türk Dans Müziği
  • Türkçe jazz müzik
  • Arabesk Müzik ve bu müziğin diğer türleri (Arabesk-Pop, Protest, Özgün Müzik)
  • Fantezi Müzik ve bu müziğin diğer türleri (Fantezi-Pop Müzik, Hafif Sanat Müziği)

Türk Halk Oyunları

Türkiye'ye has ve sürekli gelişen bir sanat dalı olan Türk Halk Oyunları, ülkemizin çeşitli köylerinde ve kasabalarında yöresel oyun ve kostümleri inceleyen bir bilim dalı ve Türk folklorünün en önemli bileşenlerindendir.

Türk folklorü ile halk oyunları arasında yanlış benzetmeler söz konusudur. Bunun sebebi folklorün temelinde halkın yatması ve folklorün bu nedenle halk oyunları manasında kullanılmasıdır. Doğru olanı şudur ki, halk oyunları sadece yöresel oyun ve kostümlerini inceleyen bir dal iken folklor yemeğiyle, efsaneleriyle, türküleriyle bir halkın kültürünü bütünüyle ele almaktadır.

Ait olunan toplumun özelliklerini taşıyan, bu toplumdaki bireylerin hislerini ve davranışlarını yansıtan, başkalarına göre sadece güzelken Halk oyunları bu topluma ait bir birey için kendini bulma fırsatını yaşatan bir sanat dalıdır.


Türk El Sanatları

Kökleri çok eskilere dayanan Türk El Sanatları Anadolu'da yaşamış birçok medeniyetin kültürünü yeni bir sentez içinde yaşatmaya devam ettiği için sosyokültürel açıdan çok büyük önem taşımaktadır. Birçok eğitim kurumunun, hem resmi hem özel kurum ve kuruluşların ve ilgilenen kişilerin vermiş olduğu destekler bugüne kadar ulaşabilen ve devam ettirilen Türk El Sanatları şunlardır: Dokuma (kumaş, halı, kilim, cicim, sumak, keçe); işleme (iğne, sim); örgü (oya, dantel, boncuk, tığ, mekik); maden (kurumculuk, cam), ağaç işleri, hammadde olarak taş kullanan el sanatları (oltu, mermer, lületaşı), dekoratif bebekler, deri sanatları.


Festivaller

Türkiye'de her sene İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya gibi büyük şehirlerde uluslar arası kültür-sanat festivalleri ve hemen hemen diğer her kentinde ulusal festivaller olmak üzere 100'den fazla festival düzenlenmektedir. Festivallerin en çok düzenlendiği şehir ise İstanbul'dur.

Uluslararası İstanbul Film Festivali, Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali, Uluslararası İstanbul Müzik Festivali, Uluslararası İstanbul Caz Festivali ve her iki yılda bir Uluslararası İstanbul Bienali İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından tertip edilmekte, festivaller sebebiyle yerli ve yabancı birçok ünlü sanatçı için İstanbul buluşma noktası haline gelmektedir.

Her sene ortalama 80 000 kişinin izlediği Aspendos Opera ve Bale Festivali, Türkiye'nin Oscar ödülleri niteliğinde görülen Altın Portakal Film Festivali, sinema meraklılarını bir araya getiren Uluslararası Ankara Film Festivali ve Adana Altın Koza Film Festivali ülkemizde gerçekleşen diğer önemli festivallerdir.


 

GELENEKSEL KIYAFETLERİMİZ


 

Nezgep: Eski Türk motifleri işlenmiş olan hem süs olarak hem de saçları ve baştaki bürgüyü tutmaya yarayan başa takılan bir giyecektir.

Yengil: Dört bağı bulunan, yine Türk motiflerinin işli olduğu nezgepin çene altından geçirilen bir parçasıdır.

Bürgü: İki kenarı oyalı olan bürümcükten yapılır, nezgepin ön işlemelerini kapatmadan onun üstüne takılır.

Yakalı Gömlek: Ketenden yapılmıştır. Yakaları Türk motifleriyle işlenmiştir, yakayı birbirine tutturan ve yaka ilik altını denilen bir altın lirası vardır.

Altıparmak Üç Etek: Ayak bilekleri hizasına gelecek kadar uzun olup göyneyin üzerine giyilir. Ceket yerine kullanılan üç eteğin yırtmacı bulunur. Sarı-kırmızı olanın ismi Fındıklı, bordo ve ince çizgili olanın ismi Üç Etektir.

Darabulus veya Yün Kuşak: Bele takılır. İpekten dikilen, kadının daha dolgun görünmesini sağlamak ve elbiseyi tutturmak için kullanılan bir giyecektir.

Peşkir: Cep vazifesi görmesi için kuşak üstüne tutturulan bir nevi önlüktür.

Paçalı İşlemeli Don: Bacağa giyilen ve ayak bileklerine denk gelen yerleri nezgepteki gibi işlemeli olan ve bürümcükten / ketenden yapılan bir giysidir.

Yün Çorap: Koyunun yününden örülür, çok fazla olmamakla birlikte işlemeli yün çoraplar da yapılmaktadır.

Çarık: Dana derisinden yapılan ve ayağa giyilen bir nevi ayakkabıdır.

Erkeklerde giyim bayanlardaki gibi teferruatlı değildir. Bir erkeğin üstünde genellikle çarık, yün çorap, belde kuşak, gömlek ve yelekten oluşan bir kıyafet ve zıpka denilen bir nevi şalvarla görülmektedir.


EFSANELER

İstanbul Kız Kulesi EfsanesiKubadabad Saltanat Kentinin haremliği olan Kızkulesi Adasında bir kale ve göz kamaştıran köşklerin orta yerinde yüksek bir kule varmış.

Selçuklu Sultanının güzeller güzeli ve çok sevdiği kızı cariyeleriyle birlikte bu kulede yaşarmış.

Sultan bir gün rüyasında (farklı rivayetlere göre falında) çok sevdiği kızının yılan sokmasıyla öleceğini görmüş. Kızını bu yüzden bu kuleye kapatmış. Kuleye yılanın girmemesi için Anasmaslar'dan Adaya su ve süt akması sağlanmış. (Bu beton boruların kalıntılarını günümüzde dahi görebilmekteyiz)

Uzun yıllar sonra Sultan büyük bir hastalığa yakalanmış, ülkedeki en önemli hekimler hastalığı binbir güçlükle bertaraf edebilmişler. Bunun üzerine kutlamalar başlamış ve kuleye hediyeler yağmış. Yaşlı bir köylü kadın hediye olarak Sultana bir sepet üzüm vermiş. Üzümlerin ortasından çıkan yılan o gece uyumakta olan Sultanı sokup öldürmüş.


Ağlayan Kaya-Niobe Manisa ilimizde Ağlayan Kaya olarak bilinen kayanın Kral Tantalos'un kızı Niobe olduğu rivayet edilmektedir. Efsaneye göre Leto, Niobe'nin çok sayıda çocuğu olmasını kıskanır, çocukları olan Apollon ve Artemis'den Niobe'nin cezalandırımasını talep eder. Leto'nun çocukları ceza olarak Niobe'nin çocuklarını öldürünce 12 çocuğu da ölen Niobe çok büyük acı çekmeye başlar. Zeus Niobe'nin durumuna üzülerek onu taş haline getirir ancak Niobe'nin acısı bir tülü son bulmaz, Niobe olduğu inanılan o kayadan gözyaşları günümüze kadar akmaya devam etmektedir.


Keşişin Bahçesi Bu hikâyeyi bilmeyen yoktur ama biz yine de anlatalım. Kerem, İsfahan Padişahı'nın oğludur ve keşişin kızı olan Aslı'ya âşık olur. Ancak Kerem ile Aslı dini inançlarının farklı olması sebebiyle birbirlerine kavuşamazlar. Bu çok bilinen efsanenin geçtiği yer Ağrı'daki Doğubeyazıt ilçesidir. Vaha görüntüsünde büyük bir konaklama yeri olan Keşişin Bahçesi ve de üzerinde bulunan İshak Paşa Sarayı her sene yerli ve yabancı sayısız turisti kendilerine çeker.


Cennet ve Cehennem


Silifke'de Cennet Obruğunun girişinde bulunan 5. Yüzyılda yapılmış bir kilise vardır. Efsaneye göre Zeus, alevler püskürten yüz başlı ejderha Typhon'u mağlup eder ve onu Etna Yanardağı'nın altına kapatmadan evvel 120 metre olan Cehenem Çukuruna hapseder, bu yüzden Cennet ve Cehennem'in bu dünyada olduğuna inananlar mutlaka burayı görmeliler...

Amazonların Adası

Giresun Adası, kıyıya 2,5 km uzaklıktadır ve 40 bin metrakarelik bir alana sahiptir. Bu ada Karadeniz'deki tek adadır ve efsaneye göre Amazonlar'ın yaşadığına inanılan ada olarak geçer. Bu efsaneyi yaşatmak adına her yıl 20 Mayıs'ta düzenlenen şenliklerde enteresan bir ritüel de gerçekleştirilir. Giresunlular ana tanrıça Kybele'yi temsil eden üçayaklı Hamza Taşı'nın altından geçtiklerinde soylarının devam edeceğine inanırlar.

0 Yorum 8558 Okunma

Bookmark and Share   Google
Çeviri / Translation
German
Italian
France
Polish
Russian
Spannish
Ukrainian
Bulgarian
Dutch
Finnish
Hindi
Japanese
Norwegian
kasko
Bize Ulaşın
info@myturkeytravel.com
Türkiye'nin Tatil ve Gezi Rehberi - MyTurkeyTravel.Com© 2010-2011  MyTurkeyTravel.Com üzerinde yayınlanan tüm yazılı ve görsel içeriğin hakkı saklıdır. Yazılı ve görsel içeriğin, yazılı izin alınmaksızın kullanılması kesinlikle yasaktır.
Nazar Boncugu